Warning: A non-numeric value encountered in /home/welcom14/public_html/wp-content/themes/Divi/functions.php on line 5760

For our friends around the world:

English         Español

Translated by Nil Canimoglu

Geçen hafta Pazartesi’den Çarşamba’ya devlet bakanları, sanayi devleri ve yerel girişimciler, Toronto Küresel Forumu (TGF) için Fairmont Royal York’ta toplandı.   Amerika Uluslararası Ekonomik Forumu tarafından düzenlenen TGF, karar vericiler, işletme yöneticileri ve düşünce liderlerini ortaya çıkan küresel sorunlar ve eğilimleri tartışmak için bir araya getiren yıllık bir etkinliktir.

Bu bir araya gelmiş dünya liderlerinin duyduğu ilk mesaj Kanada’nın Küçük İşletmeler ve İhracat Teşvik Bakanı Mary Ng’den geldi; “Dünyanın daha fazla Kanada’ya ihtiyacı var ve daha fazlasını istiyor”. Bu ifade Kanada’nın ekonomik çeşitlendirme stratejisinin bir parçası ve ulusal bir gereklilik olarak görülmektedir.  Hükümet, Kanada’nın küçük ila orta ölçekli işletmelerini (KOBİ’lerin) ihracata girmeleri için ne yapıp edip ikna etme konusunda tamamen kararlı.

Kanada’nın çok sayıda serbest ticaret anlaşması var ve diğer G7 ülkelerinin hepsiyle ticaret yapan tek G7 ülkesi.  Sorun şu ki, Kanada’daki tüm işletmelerin % 98’ini oluşturan KOBİ’lerin sadece % 12’si diğer ülkelere ihracat yapıyor.  Kanada’daki işletmeler bu ticari anlaşmalardan yararlanmıyorsa,  bu anlaşmalara sahip olmanın pek bir anlamı olmuyor.

Kanada’daki işletmelerin yaşadığı tek sorun bu değil –   İşletme sahiplerimizin %72’si (değeri işletme varlıklarında 1,5 trilyon dolar olan) önümüzdeki on yıl içinde emekli olmayı planlıyor.    Bunların neredeyse yarısı, işletmelerini kendi ailesinin dışında birine satmayı düşünüyor.

Öyleyse – bu işletmeler Kanada ticaret ortaklarına ihracat yaparak potansiyellerini en üst düzeye çıkarmamakla kalmıyor, aynı zamanda ülkemizin ekonomik geleceğine dair büyük belirsizlik yaratacak olan devasa bir sermaye devri ile bizi karşı karşıya bırakıyor.

Aslında, bu iki sorunun da bir çözümü var gibi.  Ülkemize yeni gelen göçmen yatırımcılar, başka ülkelerden geldikleri için yabancı pazar ve potansiyel ihracat imkanları hakkındaki bilgileriyle bu işletmelerden bazılarını devralma potansiyeline sahipler.

Birçok eyalet yeni gelenleri girişimci olmaya teşvik etmek için çalışmalara çoktan başlamış durumda.   Atlantik Kanada, on yıldan fazla bir süredir bununla ilgili girişimleri takip ediyor ve farklı derecelerde başarılar sağlamış durumda.   Çoğuna Toronto Bölgesi Göçmen İstihdam Konseyi (TRIEC) ‘in   web sitesinden ulaşabileceğiniz   yeni gelenlerin Kanada’daki işletmecilik kural ve yönetmeliklerini öğrenmelerine yardımcı olan birçok program var.

 https://successionmatching.com gibi iş yerlerini satmak için doğru insanları bulmak isteyen iş sahipleri için uygun mecralar mevcut, o zaman bazı girişimci beyinlerin, emekli olmak isteyen KOBİ sahipleri ve yeni gelen girişimci insanları bir araya getirmesi zor olmasa gerek.

Toronto Küresel Forumu’nun diğer büyük temalarından biri, Kanada’nın bağışıklığı olmayan, yabancı düşmanlığının küresel yükselişi oldu.  Son zamanlarda  , Kanada’nın bağlayıcı olmayan Birleşmiş Milletler Güvenli, Düzenli ve Düzgün Küresel Göç Anlaşması’nı  imzaladığı için ne kadar tartışma olduğunu gördük.

Dünya liderlerinin ve çok uluslu şirketlerin CEO’larının ortalama vatandaşların geride bırakılma korkusu hakkında konuştuğunu duymak ilginçti, ama gerçekten öyle bir şey var.  Edmonton’da şiddete dönüşen son göçmenlik karşıtı protestoda eylemcilerden biri olan Taylor Mansfield ile benzer duygular paylaşan çok sayıda Kanadalı var:

“Trudeau artık Kanadalıları desteklemiyor” dedi eylemci Taylor Mansfield. “Sadece göçmenliği destekliyor.”

 Kanada, yaşlanan nüfusunun yerine geçmesi ve düşük doğum oranını  telafi etmesi için göçmenlere giderek daha fazla bağımlı hale geldiğinden söylemesi garip bir şey bu.   Yine de bunun gibi gerçekler, gereğince yankı yapmaz, çünkü insanlar geride kaldıkları ve tehlikede olduklarını hissettikleri zamanlarda – birçok insanın şimdi hissettiği gibi – istatistikler içinize su serpmez..  Ne derler, istatistikler rakamlardan ibarettir ve gerçek olan hikayelerdir.

Ve şu an, piyasa, göçmenlerin mevcut düzene risk teşkil ettiklerine dair sorun yaratacak hikayelerle kaynıyor.     İster otellerde keçi kesen mülteciler gibi yanlış hikayeler ya da     Kanada’ya ABD sınırından geçen mülteci adaylarının maliyetinin meşru kaygısı olsun, Kanada’nın yeni gelen mülteciler sebebiyle yüz yüze kaldığı potansiyel tehlike konusunda endişe yaratacak bir haber başlığı ya da propagandasız bir gün geçmiyor.   Kaygılar, bazı medya kuruluşları, göçmenlik karşıtı gruplar ve ne yazık ki politikacılar tarafından beslenip büyütülüyor.  Abartı veya uydurma olduğundan kolayca çürütülen savlar, kabul görüp geçerlilik kazanıyor çünkü bu savları iktidar sahipleri üretiyor.

Emekli olmak isteyen Kanadalıların işletmelerini devralan yeni gelenleri desteklemeye çalışmak mantıklı olsa da, – Aman Allahım! göçmenler Kanada ekonomisini ele geçiriyor! – kolayca negatife döndürülebilir..

Ülkenin, göçmenlik karşıtı söylemler karşısında, ayakta kalabilmesi için ihtiyaç duyduğu göçmenlikle ilgili girişimlere nasıl halk desteği sağlanır?

Yeni gelenlerin girişimcilik / KOBİ devir işlemlerinin ve ihracat gelişiminin desteklenmesi için tasarlanan programların, neden olabilecekleri potansiyel korkuları giderme girişimleriyle beraber yürütülmesi gerekir.

Bir nebze, Kanada hükümeti bunu şimdi  #ImmigrationMatters  girişimi ile yapıyor.  #ImmigrationMatters, yeni gelenlerin başarı öykülerine odaklanıyor, bunu ülkenin dört bir yanından örnekler bulup duyulmasını sağlayarak yapıyor.   Ulusal ve yerel bağlamda düşünmek gerekse de, içimden bir ses, başarı öykülerine odaklanmanın istenen etkiyi yaratmayabileceğini söylüyor.  Hayatı boyunca yaptığı işini fabrikası kepenk indirdiği için kaybeden ve çocuklarının geleceği hakkında endişelenen bir adam, yeni gelen bir kişinin kısa sürede en alt seviyeden gelip nasıl zengin olduğunu duyunca hoş karşılamayabilir.

WelcomeHomeTO’nun Hearts and Minds girişimi veRefuge613’ün bireysel hikayeler koleysiyonunda olduğu gibi – ve emin olmamız için zaman gerektiren – bize hepimizin insan olduğumuzu hatırlatan hikayeler daha etkili olabilir.

Bazı ülkelerde yerleşim ve entegrasyon derslerinin alındığı başka yaklaşımlar var; Kanada, onlarla hükümet ve halk zemininde ortaklık kurup, pozitif göçmenlik anlatılarının nasıl inşa edileceği konusunda en iyi uygulamaları paylaşabilir ve başarılı bir entegrasyon için çalışabilir.

Göçmenlerin toplumumuzda tehdit oluşturmalarından korkan insanlar her zaman olmuştur ; eğer tarih bize bir şey öğrettiyse o da çeşitliliğin ülkemizi her zaman daha güçlü yapmış olmasıdır.

Kanada geleceğe bakıp  küçük ve orta ölçekli işletmelerin el değiştirmesi ve ekonomik çeşitliliğe duyulan gereksinime el atarken, nereden gelmiş olurlarsa olsunlar en büyük gücümüzün her zaman kendi insanımız olduğunu belki de unutmamalıyız.

Ve en büyük ihracatımız, çeşitliliğe verdiğimiz değer ve işbirliğine olan bağlılığımız olur belki.