Kullandığımız kelimeler

For our friends around the world:

English      Español

‘İyi günler, burası Kanada Göçmenlik Bürosu. Şu anda hizmet veremiyoruz. Bir tekne dolusu yasadışı mülteci ihbarı yapmak için 1’i, yasadışı yollarla gelmiş olup sığınma talebinde bulunmak isteyen bir mülteciyseniz 2’yi, yok eğer bu işlerin kaymağını yemek isteyen bir avukatsanız 3’ü tuşlayınız. Eğer ödediğiniz vergiler yüzünden öfke dolu bir vatandaşsanız lütfen kapatınız.’

translated by Nil Canimoglu

World University Service of Canada (WUSC) Öğrenci Mülteci Programı, mülteci öğrencileri Kanada’ya getirip oturum izni sağlıyor ve ülke çapındaki 83 üniversitede yüksek eğitim imkanı sunuyor. Ailem bu programla Kanada’ya gelen birkaç öğrenciye destek oluyor.

Bunlardan bir tanesi Ali (gerçek adını gizli tutmak istedim). Ali, ekonomi alanında üniversite tahsili yaptı, Kanada’nın en büyük finansal şirketlerinden birinde işe girdi ve Kanada’ya geldikten birkaç yıl sonra vatandaşlığını aldı. Vatandaşlık yemin töreninden sonra sohbet ederken aklıma kazınan bir şey söyledi:

“Nihayet, artık mülteci değilim.”

Bu cümlesi beni birkaç sebepten ötürü etkiledi. Ali, vatandaşlığını almadan önce oturum iznine sahipti, üniversite eğitimini burda almıştı ve saygın bir kurumda çalışıyordu. Dışardan ona bakan biri, bir ’mülteci’ değil, akademik ve profesyonel açıdan başarılı bir insan görürdü.

Yine de, Ali kendini temelde ‘mülteci’ olarak görüyordu. Üniversitede eğitim görmek, işe girmek, yıllardır Kanada’da yaşıyor olmak değil, vatandaş olmaktı Ali için bir şeyleri değiştiren. Hayatındaki birçok dönüm noktasında ‘mülteci olmak’ üzerine yapışmıştı.

Bu durum bana, dilimizin bir yandan çok açık ve anlaşılırken diğer yandan bazı kelimelerin alt anlamlar da taşıdığını düşündürttü. ‘Mülteci’ kelimesi herkes için ayrı bir anlam taşıyor. Bu kelimeyi mülteci sorunlarına dair sahip olduğumuz bilgilere göre algılıyoruz. Birleşmiş Milletler’in tanımına bakınca, mülteci kavramının canlarını kurtarmak uğruna yurtlarından kaçıp bir sürü zorlukla mücadele etmek zorunda kalan insanlar topluluğu olduğunu görüyoruz. Bu konuya akademik düzeyde özel olarak değinen birkaç örnek de gösterebiliriz. Jesse Beatson’ın 2016’da yayımlanmış olan Mülteciler Hakkında Söylenenler: Kanada’da Sağlık Hizmeti’ne erişim meselesinin tartışmalı yönleri” (Beatson, 2016) başlıklı yazısında bir iki noktaya değiniyor.

Beatson, miltecilere sağlık hizmetlerinde uygulanan kısıtlamalar konusunda, o zamanların muhafazakar hükümeti tarafından kullanılan dil ile Canadian Doctors for Refugee Care (CDRC), (Mültecilerle İlgilenen Kanada’lı Doktorlar) doktorlarının kullandığı dili karşılaştırıyor. Bu karşılaştırma sırasında, muhafazakar hükümetin mültecileri en başından birer “hilebaz, fırsatçı” olarak tanımladığını ve sağlık sisteminde onlara uyguladıkları kesintilerin sağlık hizmetlerinin bu “dolandırıcılar” tarafından kötüye kullanılmasına engel olmak için planladıklarını görüyor.

Bu tavrın aksine CDRC, mültecileri korunmaya muhtaç “mağdur” insanlar olarak görüp yardıma ihtiyaç duyan bu insanları desteklemek için Kanada’lıların cömertliğine sığınıyor. CDRC, sağlık hizmetlerinde mültecilere karşı uygulanan bu kesintileri geri çektirip sağlık hizmetlerine kesintisiz tam erişim sağlamaya odaklanıp sonunda başarılı oluyor. Beatson, aynı zamanda, CDRC’nin bu söyleminin uzun vadede vatandaşların mültecilere olan bakış açısını ister istemez etkileme ihmilali konusunda da uyarıyor.

Cynthia Hardy ve Nelson Phillips de 1999’da yayınladıkları “Ciddi Bir Mesele: Kanada Mülteci Sistemi’nin Tutarsız Mücadelesi” (Hardy&Phillips) başlıklı yazılarında “mülteci” terimine nasıl yaklaştığımıza değinmişler.

Onlar da “mağdur” ve “hilebaz’ kelimelerinin kullanımından örneklerle devlet dili ve sivil toplum örgütlerinin kullandığı dil hakkında benzer yorumlarda bulunmuşlar. Gazetelerde yayımlanmış olan karikatürlerden örnekler vererek mültecilerle ilişkilendirilen bu olumsuz söylemin toplumda nasıl yayıldığını açıklamışlar. Daha da önemlisi, ‘mağdur olan mülteci’ ve ‘hilebaz olan mülteci’ söylemlerinin gazetelerde bol miktarda kullanıldığını gözlemlemişler. Hardy ve Phillips, bu söylemleri daha geniş çapta karşılaştırabilmek için araştırmalarına, mültecilerin bizzat kendilerinden oluşan mülteci örgütlerinin söylemlerini de eklemişler.

Bu mülteci örgütlerinin söylemlerinde, mültecilerin kendilerini güçlendirilmiş ve toplumda eşit varolma hakkı tanınmış insanlar olarak tanımlayıp benimsediklerini görmüşler. Gazetelerde yer alan karikatürlere toplumun genel yargısını yansıtan tek bir kaynak olarak baksak da mültecilerin düşünsel katkılarından yoksun oluşları aşikardır. Mülteciler genel olarak, kendi ayakları üzerinde durabilen, bağımsız ve topluma faydalı bireyler olarak resmedilmemektedir.

Peki bütün bunların benim çalışmalarım ve Ali’yle bağlantısı ne?

Birincisi, çalışmalarımı yürütürken Kanada’ya sığınmaya gelmiş insanlara ‘mülteci’ etiketini yapıştırmaktan imtina ediyorum. Bireyleri bu terimle tanımlayıp tanımlamama seçimini yapmak bana düşmez.

İkincisi ve daha da önemlisi, haliyle düzelmesi için katkı sunduğum bu söylemleri daha yapıcı kılabilmek için dikkatli olmak istiyorum. Beatson yazısını çarpıcı bir sözle bitiriyor:

“Mültecilere hikayelerini anlatma şansı pek verilmiyor, bu yüzden de onlar hakkında söylenenler toplumun genel yargısı haline geliyor…”

Bu gibi hikayeleri paylaşırken, kısa ömürlü düşünsel fayda sunmanın yanında elimden geldiğince Kanada’da göçmenlik konusunda baskın olan anlayışın yönünü nasıl değiştirip güçlendirebileceğimi düşünüyorum.

Kaynakça

Beatson, J. (2016). Mülteciler Hakkında Söylenenler: Kanada’da Sağlık Hizmetine Erişim Meselesinin Tartışmalı Yönleri. Mülteci, 32(3).

Hardy, C., & Phillips, N. (1999). Ciddi Bir Mesele: Kanada Mülteci Sistemi’nin Tutarsız Mücadelesi. Örgüt Çalışmaları, 20(1), 1–24.http://doi.org/10.1177/0170840699201001

Raeside, Adrian. “İyi günler, burası Kanada Göçmenlik Bürosu. Şu anda hizmet veremiyoruz. Bir tekne dolusu yasadışı mülteci ihbarı yapmak için 1’i…… […]”. 7 Ağustos, 1999.

<http://digital.lib.sfu.ca/edcartoons-2301/hello-you-have-reached-immigration-canada-our-offices-are-closed-if-you-want-report>  Simon Frazey Üniversitesi Kütüphane’sindeki karikatür koleksiyonundan alınmıştır. 17 Ocak, 2018 

 

Emma Bartel, sağlık hizmetleri ve mülteci hakları savunucusudur. Emma, araştırmalarında sağlık sistemleri, program değerlendirme ve sağlığa etki eden sosyal faktörlere yer vermektedir. Şu anda, Waterloo Üniversite’sinde mültecilerin Kanada’ya yerleşip bu yeni hayata alışmalarını kolaylaştırma sürecinde destek olmak için sağlık kliniklerinin attıkları adımları konu alan master tezini hazırlamaktadır.

İletişim: embartel@uwaterloo.ca