For our friends around the world:
English      Français    العربية       

 

Translated by Nil Canimoglu

Biraz uzun ve zorlu bir yolculuk yapmanız lazım, ama inanın buna değer.

Gözalıcı, engebeli bir manzara. Sert suların vurduğu uzun, sessiz sahiller ve sonsuz bir ufuk. Sayısız tabloyu kendisinden esinlendiren gökyüzünün ihtişamı. Kızılderili kültürü, inanılmaz bir vahşi doğa ve benim en sevdiğim- sessizlik.

Pukaskwa National Park Superior Gölü’nün Kuzeydoğu kıyılarında, Toronto’dan(bizim başladığımız nokta) yaklaşık 13 saatlik mesafededir. Siz de Toronto’dan çıkacaksanız yola muhtemelen bir kaç mola vermek isteyeceksiniz. Biz iki çocukla gittiğimiz için bu araba yolculuğunu 3 ayağa böldük- Toronto’dan Sudbury’ye(yaklaşık 4 saatlik yol) bacaklarımızı esnetip Dynamic Earth madenlerini gördük. Sonra 3 buçuk saat daha sürüp Sault St. Marie şehrine vardık. Geceyi oraya çok yakın olan lüx KOA Campground(KOA kamp alanı) da geçirdik. Ertesi sabah Ontario’nun en güzel yollarından 4 buçuk saatlik  yolculuk sonunda parka vardık.

Uzak olsa da, Pukaskwa herkese hitap ediyor- tüm ihtiyaçalarını bir sırt çantasına sığdırıp ormanların içinde yürüyüş yapanlara, uzak kamp alanlarına kano ile gitmek isteyenlere ya da bizim gibi arabasıyla gidip kamp yapmak isteyenlere. Biz  Hattie Cove Campground(Hattie Cove Kamp Alanı) da kalmak istedik ve iyi ki öyle yapmışız. Vardığımızda alanın normal halinden daha kalabalık olduğunu söylediler, 60 kamp alanından yaklaşık 10’u doluydu. Hal böyle olunca biz de konaklama merkezine çok yakın, temiz ve modern banyo ve tuvaletleri, bulaşık yıkamak için lavaboları ayrıca civardaki patika yollarına ve kumsala kısa yürüme mesafesinde olan bir yer seçtik.

Kamp alanımız kocaman ve temizdi. Piknik masası, ateş yakmak için mangalı hatta telefonları şarj edebilmemiz için prizler vardı(telefonlarımız tabiki hava durumuna bakmak için yanımızdaydı!).

Biz yılda birkaç kez kampa gideriz bu yüzden bu tür uzun ve yorucu gezintilerimiz için bütün gerekli kamp malzemelerimiz var. Yukarıdaki resimde gördüğünüz gibi büyük bir Outbound 2-room, 8-person (8 kişilik) çadırımız var. Birkaç yıl önce kamp sezonu sonunda indirimden 100 dolara almıştık. Ayrıca bir haftalık bozulabilir bütün yiyeceklerimizi içinde tuttuğumuz  yine yaklaşık 100 dolara aldığımız soğutucumuz var. ( solid Coleman cooler for about $100 )

İhtiyaç duyacağınız diğer kamp malzemeleri:

Kamp Alanı için:

  • uyku tulumu(Pukaskwa’da geceleri soğuk oluyor bu yüzden 1-15 derecelik olanlar iyi olur)
  • sünger yatak (yatağın altına serip size biraz konfor sağlasın diye)
  • muşamba (çadırın altına sererseniz çadır daha sağlam olur hem de yağmurlu havada tente işlevi görür)
  • El feneri
  • balta (kamp alanında satin aldığınız odunları parçalamak için)
  • birkaç kap kacak, çatal-bıçak– kaliteli olması gerekmez, sadece çarptığınızda ya da düşürdüğünüzde çabuk kırılmasın)
  • bir ocak (ateşin üstünde yemek pişirmekten daha kolay!)
  • bir leğen (eğer ki konaklama merkezine uzak bir noktadaysanız bulaşıkları yıkayıp eşyaları içinde tutmak için)
  • conserve açacağı (her zaman!)
  • ateşi tutuşturmak için bir şeyler (benim yöntemim– kağıt havlunun içine çamaşır kurutma makinesine attığım koku bezlerinden koyup sarıyorum – çok kolay ateş alıyor ve odunları üstüne dizmeniz için şahane!)

Etrafı Keşfetmek için:

  • bir çift yürüyüş ayakkabısı
  • bir sırt çantası (kameranız, öğle yemeğiniz, su şişeniz ve güneş kremiyle sinek spreyini sığacak kadar)
  • sağlam bir su şişesi ya da matara
  • geniş kenarlı bir şapka
  • mayo (suya girmek isterseniz tabi!)
  • deniz gözlüğü, palet, ve snorkel (kamp alanındaki koyları keşfetmek için)
  • bir kamera (gördüğünüz muhteşem yerleri ölümsüzleştirmek için)
  • ince bir hırka (hava rüzgarlı ya da serin olursa diye)

Eğer yanınıza almayı unuttuğunuz bir eşya olursa dert etmeyin – yakındaki Marathon şehrinde ihtiyacınız olan her şey var .

Yapabileceğiniz şeyler:

Ormanlık alanda, Superior Gölü kıyısı boyunca ve Kanada sınırı üzerinde yürüyüş yapabileceğiniz inanılmaz güzel patika yollar var. Biz ordayken kamp ya da yollar pek  kalabalık değildi ama birkaç gün boyunca satlerce yürüyüş yaparken başka yürüyüş yapan yaklaşık bir 10 tane grupla karşılaştık. Onun dışında kendimizi sürekli Yüzüklerin Efendisi tarzında bir macerada hissettik (hatta tablolara yaraşır  tepelerden geçerken şarkılar da mırıldanmış olabiliriz).

Ayrıca, Temmuz sonu Ağustos başı gibi giderseniz her yerde yabani böğürtlenler göreceksiniz. Tertemiz gökyüzünün altında göl manzarası eşliğinde yemekten sonra tatlı niyetine taptaze lezzetli böğürtlenlerden yemek gibisi yok!

İlk günkü yürüyüşün sonunda Ojibway’in 7 Ata Öğretisi’ni (Seven Grandfather ya da Seven Teaching olarak bilinen sevgi, saygı, dürüstlük gibi insana dair erdemler dizini) öğrenebileceğiniz Bimose Kinoomagewnan patikasına çıkarsınız. İnsanlar hayatlarını bu öğretilere göre yaşasa dünya çok daha güzel bir yer olurdu.

Bütün bu patikaların başladığı yerde bir ziyaretçi merkezi mevcut. Ordan park, parkın tarihi ve sayıları 200’ü geçen Kanada geyiği dahil parkta yaşayan çeşitli hayvanlar hakkında bilgi edinebilirsiniz. Merkez ayrıca çocuklara yönelik öğretici ve eğlenceli programlar sunuyor.

Eğer suyu yüzmeyi seviyorsanız, her ne kadar ana plajın suyu çok soğuk olsa da, Hattie Cove da yüzebileceğiniz bir iki yer var. Suyun biraz daha ılık olduğu birkaç koy da var. Eğer sadece kumda uzanıp güneşlenmek istiyorsanız bunu yapabileceğiniz bir iki kumsal var. Biz ordayken plajda en az 3 saat kadar kendi başımızaydık, harikaydı. Bunun dışında kiralayabileceğiniz kanolar ve kürek çekip görebileceğiniz yine muhteşem manzaralar var.

Ve tabiki bazen hiçbir şey yapmak istemezsiniz. Hattie Cove kamp alanında elinizde kitabınızla oturabileceğiniz ya da hamak serip uyuyabileceğiniz bir sürü yer var. Havası tertemiz ve ağaçlardan gelen esinti sesi huzur verici.

Oraya gitmek zahmetli olsa da inanın bana zihniniz ve ruhunuz size teşekkür edecek. Contact Us